İki Şehrin Hikayesi: Hong Kong & İzmir (Röportaj)

0
161

Ben Hui Sze Tik. İngilizce ismim Dicky. Hong Kong’da yaşıyorum. Hobilerim futbol oynamak ve fotoğraf çekmek. Ayrıca seyahatten ve yeni arkadaşlar edinmekten; yabancılarla iletişim kurmak ve yeni kültürleri öğrenmekten hoşlanıyorum.

Son zamanlarda Türkiye’de bir gençlik kampına katıldım ve bu benim için çok özel bir deneyimdi. Size biraz bundan bahsedebilirim:

– Sizin için bir “Uluslararası Gençlik Kampları” nedir?

Uluslararası Gönüllü Gençlik Kampı, insanlara yardım etmek, dili geliştirmek, daha fazla bilgi edinmek ve kültür alışverişi yapmakla ilgilidir. Bu benim için çok ilginç ve heyecan verici bir deneyim, farklı ülkelerden birçok arkadaşla bir araya geldik.

– Neden Türkiye’ye gelmeye karar verdin? Bu ülke hakkında hangi ön yargılarınız vardı?

Bu benim ilk tercihim değil. İlki Almanya, Kore ve ardından Türkiye idi. Buradaki kültür Çin’den çok farklı. Türkler çok samimi, örneğin size “Merhaba” diyorlar, hediye veriyorlar ve her konuda size daha fazla yardım ediyorlar.

– Türkiye’de en çok neyi beğendiniz?

Türkiye mimarisi ulusal bir üsluba sahip, fiyatlar Hong Kong’dan daha uygun. Mesela Coca Cola benim ülkemde 3 TL, ancak burada sadece 1 TL. Türkiye coğrafyası çok güzel ve bence Türk halkı hayatlarının tadını çıkarıyor. Türkiye’de çok sayıda kale ve tarihi mekan var, bundan çok hoşlandım.

– Türkiye’de bulduğunuz en ilginç aktivite ne oldu?

Türkiye’nin çok büyük bir denizine sahip olması nedeniyle denizde yüzmekten çok keyif aldım ve buranın denizi gerçekten çok güzel. Akropol‘e gitmek, insanların nasıl yaşadığını hayal edebildiğimiz inanılmaz bir deneyim oldu: kültürleri, gelenekleri vs.

Kampta tanıştığımız arkadaşlarla bir çok öğretici ve eğlenceli oyunlar oynadık, publara gittik, futbol oynadık ve tecrübelerimizi paylaştık.

– Burada yaptığınız işi İzmir/Bergama için değerli buluyor musunuz?

Duvarları boyamak bir kent için çok değerlidir, çünkü ziyaretçi sayısını artırır ve şehrin keşfedilmesini sağlar, çevreyi daha güzel ve daha cazip hale getirir.

– Çalışma kampında ilk kez deneyimlediğin bir şeyler var mı?

Hayatımda ilk defa resim yaptım, her zaman insanlarla deneyim alışverişinde bulunmuştum ama bu tür bir değişim deneyimlediğim ilk tecrübeydi. Benim İngilizce bilgim çok  iyi değil, bu yüzden benim için oldukça zordu. Duygularımı nasıl ifade etmem, nasıl tercüme edileceğini bulmam vb. çok zaman aldı.

– Senin için kampın en unutulmaz olayı neydi?

Sanırım, yaptığımız fotoğraf sergisi en unutulmazıydı. Çünkü kendi fotoğraflarımın bir sergide yer almasından ve fotoğraflarımın Türk halkı tarafından görüleceğinden, duygularım ve izlenimlerim hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağından dolayı çok mutluyum.


– Sence yemekler nasıldı? Kendi yemeklerinizi yaptınız mı?

Evet. Ayrandan ve ulusal yiyeceklerden çok hoşlandım: pide, köfteler ve salatalar… Son derece lezzetli buldum.

– Oda arkadaşınla odayı paylaşmak zor oldu mu?

Hayır, oda çok büyük olduğu için çok kolay oldu.

– Çalışma kampında bir şeyler öğrendiniz mi? Burada hangi becerileri kazandınız?

İngilizcemi geliştirdim, takım çalışmasını deneyimledim, diğer kampçılarla nasıl işbirliği yapacağımı öğrendim, bazı Türkçe kelimeler, örneğin “Merhaba” yı öğrendim. Şimdi duvarları daha kolay boyayabilir ve diğer kültürlerle ilgili bazı bilgiler öğrenebilirim. Mesela Türkiye’de bir çok Türkiye bayrağı olduğunu öğrendim, her yere asıyorlar.

– Kamptayken en çok neyi özledin?

Hong Kong’taki arkadaşlarımı, kendi yatağımı (bana evde olduğumu hissettiriyor), ailemi, Hong Kong yemeklerini ve annemin yiyeceklerini özledim.

– Bu kampta beklediğini bulamadığın bir şey oldu mu?

Burada yemek yapabileceğimizi ummuştum. Bir kültür akşamında diğer ülkelerden yemekler denemek isterdim ve Hong Kong’un yiyeceklerini paylaşmak isterdim, ancak imkansızdı. Çünkü bir mutfağımız yoktu. Daha fazla çalışmak, yerli halkla daha fazla konuşmak ve hatta daha fazla duvar boyamak isterdim.

YORUM

Lütfen yorum yazın
Lütfen adınızı yazın